Anılarımız ne kadar gerçek? Gerçek siz bir mit mi? Sahte ve gerçek anılar

0
70
anılarınız ne kadar gerçek
anılarımız ne kadar gerçek

Anılarımız ne kadar gerçek?

Anılarımız ne kadar gerçek? Gerçek ben dediğimiz kişi aslında bir hayal mi? Hatırladığımız anıların ne kadarını gerçekte yaşadık? Anılarımız neden ve nasıl değişiyor? İngiltere, Güney Yorkshire’ dan Hull Üniversitesi Psikoloji Profesörü Giuliana Mazzoni anlatıyor.

Gerçek siz bir mittir. Sürekli olarak istediğimiz kimlikleri yaratmak için var olmayan anılar yaratıyoruz.

Hepimiz, insanların bizi anlamasını ve gerçekten olduğumuz kişi olarak taktir etmelerini bekliyoruz.. Bu çeşit ilişkilerde başarılı olabilmek için “Gerçek Ben” adını verdiğimiz bir kimliğimiz olduğunu varsayarız. Ancak, gerçekten kim olduğumuzu nasıl biliyoruz? Kulağa ilk bakışta basit bir soru gibi gelebilir – Bizler geçmişteki anılarımızla kolay bir şekilde değerlendirilebilen geçmiş deneyimlerimizin bir ürünüyüz. Peki, bu yanıt ne kadar doğru?

anılarınız ne kadar gerçek
anılarımız ne kadar gerçek, credit: NeuPaddy/pixabay

Aslında birçok önemli araştırma, anıların bir kişinin kimliğini şekillendirdiğini ortaya koymaktadır. Derin bellek kaybı yaşayan insanlar aynı zamanda çoğunlukla kimliklerini de kaybetmektedirler.  Bu durum, son dönem yazarları ve nöro bilimcilerinden biri olan Oliver Sacks tarafından, ergenlik döneminden sonraki olan hiçbir şeyi hatırlayamayan 49 yaşındaki Jimmy G hikayesini anlattığı kitabı Kayıp Denizci’ de (Lost Mariner) çok güzel bir şekilde anlatılıyor.

Anılarımızı nasıl oluşturuyoruz?

Ancak, kimlik ya da “bu benim” dediğimiz şey çoğu zaman, çok sağlam bir hafızamız olsa bile, gerçekte olduğumuz kişinin bir karşılığı olmayabiliyor. Araştırmalar, kişisel öykülerimiz yaratılırken, aslında tüm mevcut anılara erişerek hepsini kullanmadığımızı göstermektedir. Genel olarak yapmaya meyilli olduğumuz şey; bilinçsiz bir şekilde farkında olmadan hatırlanacak şeyleri seçmek ve ayırmaktır.

Kişisel hikayeleri yaratırken, psikolojik bir görüntüleme mekanizması kullanırız. Bu mekanizma, belirli zihni kavramlarını anı olarak etiketleyerek, diğerlerinden ayrılmasını sağlayan dublajlı bir takip izleme sistemidir.

anılarınız ne kadar gerçek
anılarımız ne kadar gerçek, credit: evekolor/pixabay

Kavramlar oldukça canlı, zengin detaya sahip ve duygusallardır.  Kavramların aynı zamanda bölümler halinde yeniden deneyimlenebilme özellikleri de vardır ve genellikle birer anı olarak etiketlenirler. Bu kavramlar daha sonra, olayların genel kişisel tarih içerisinde uygun olup olmadığını anlatan benzer bir görüntüleme sistemi tarafından güvenilirlik testine tabi tutulurlar. Örnek vermek gerekirse mesela kendi başımıza uçtuğumuzu çok detaylı bir şekilde hatırlarsan, bunun gerçek olamayacağını biliyoruz.

Fakat buradaki sorun şudur; kişisel bir anının, bizim  genel tarihimize ve benliğimize o an itibarıyla çelişmediği fikriyle uyum sağlayarak seçilebilmesi için neye ihtiyacı vardır? Anılarımız ne kadar gerçek sorusunun yanıtını bulmak görüldüğü gibi kolay bir iş değildir. Varsayalım ki daima çok kibar birisi oldunuz. Ancak sık sık da oldukça stresli bazı deneyimleriniz oldu ve bu deneyimleriniz sizin şuan ki durumunuza uyan oldukça saldırgan bir tutum sergilemenize neden oldu.  Yalnızca davranışlarınız değişmedi, kişisel öykü yazımınızda değişti. Eğer, şimdi sizden kendinizi anlatmanız, tarif etmeniz istenirse, önceden hikayelerinizden atlamış olduğunuz geçmiş olayları da bu sefer dahil edebilirsiniz. Örneğin şuanda saldırgan davranıyor olduğunuz yakın geçmiş sahneleriniz ve örnekleriniz.

Sahte anılar

Ve bu, hikayenin yalnızca yarısıdır. Diğer yarısı ise, her tarafından seçilerek, bizim öz hikayemizin bir parçası olarak ayrılan anıların doğruluğunu ve gerçekliğini çözmek zorunda. Anılarımıza doğru bir şekilde güvendiğimizde dahil, halen yüksek bir ihtimalle doğru olmayabilir hatta çoğu zaman hiç yaşanmamış olayları kullanarak yapay anılar oluşturduğumuz için tamamen yanlış da olabilirler.

Bir şeyin hatırlanma eylemi, zihnimizden geçmişe ait bir videonun oynatılması eylemi gibi bir aktivite değildir. Hatırlama eylemi; çok yüksek bir yoğunlukta, ihtiyaçlara, amaçlara ve bilgiye dayalı bir şekilde deneyimlerin yeniden yeniden kurulması sürecidir. ( Bunların zaman ve yere göre değiştiğini düşünürsek, anılarımızın da bunlara bağlı olarak aslında ne kadar çok kurguya bağlı bir şekilde değiştiğini anlarız)

Aslında beyin görüntüleme çalışmaları, kişisel hafızanın beyinde tek bir yerde konumlanmadığını göstermektedir. Beynimizdeki “Otobiyografik hafıza beyin ağı” bir çok farklı bölgeyi içine alarak kullanmaktadır.

Beynin ön lobları, bütün bilgiyi anlamlı olması gereken bir olaya entegre etmeden sorumlu kritik bir bölgedir.  Bu bölgenin, hem eksiklik duygusu anlamında imkansız, uyumsuz elementleri hem de kendimizi kişisel olarak hatırlatan düşüncelerin uyumu anlamında görevleri çok önemlidir. Eğer oluşturulan anı, uyumlu ve anlamlı değilse atılır bazen de eklenmiş ya da silinmiş olan bir bilgide değişikliğe gidilir.

Anılarımız bu şekilde her yöne çekilebilir. Onlar kolaylıkla bozulabilir ya  da değişebilirler. Örneğin yaptığımız laboratuvar çalışmalarımızda, telkinlerin ve hayallerin tamamen sahte olmalarına karşın oldukça detaylı ve duygu yüklü anılar yaratabileceğini sonucu elde ettik. Ünlü gelişim psikolojisi uzmanı Jean Piaget, dört yıl boyunca çocukken iki yaşında parkta dadısıyla birlikte otururken  oldukça detaylı ve gerçekçi bir şekilde kaçırıldığını hatırladığına inanmıştır.

anılarınız ne kadar gerçek
anılarımız ne kadar gerçek, credit: alberto15886/pixabay

Aradan geçen yılların ardından dadısı ona, bunun tamamen kendisi tarafından parkta anlatılan bir hikaye olduğunu anlattığında Piaget anılara inanmayı bıraktı bununla birlikte o anısı ise her zamanki gibi canlı bir şekilde aklında kalmaya devam etti.

Anılar nasıl değişir?

Yapmış olduğumuz bir dizi çalışma ile artık anı olduğuna inanılmayan bu sahte kurguların doğasını ve sıklığını inceledik. Birkaç farklı ülkeden geniş bir yelpazeden elde ettiğimiz örnekleri inceleyerek, bu sahte anıların oldukça yaygın olduğunu keşfettik. Dahası Piaget’ in sahte anısında olduğu gibi herkes sahte kurguların gerçek birer yaşanmış anı ve deneyim olduğuna inanmaktadır.

Bu gerçek, laboratuvar ortamında içeriği değiştirmiş, yani sahte içerikli videolar kullanarak katılımcıların belirli eylemleri yerine getirdikleri sahte anılar yarattığımızda da değişmedi. Bu noktada katılımcılar anılarına inanmayı bıraktılar fakat yine onların gerçekmiş gibi hissetmelerini sağlayan temel belirtiler gözlemlenmeye devam etti.

Sahte anıların temel kaynaklarından biri, geçmişten gelen fotoğraflardır. Özellikle dikkatimizi çeken bir keşiflerimizden biri ise; bir şey yapmaya çalışan birinin görüntüsünü gördüğümüz zaman, sahte anılar yaratmaya oldukça meyilliyiz. Bunun nedeni, bu çeşit sahnelerin zihnimizde zaman içinde eylemin gerçekleştirildiğini hayal etmemizi tetiklemeleridir.

Sahte anılar ne işe yarıyor?

Ancak bütün bunların kötü bir anlamı var diyebilir miyiz? Birkaç yıldır araştırmacılar bu sürecin olumsuz yönlerine odaklanmaktaydı. Örneğin terapinin, yanlış suçlamalara neden olabilecek cinsel istismar geçmişinin kurgulandığı sahte anılar yaratabileceği gibi korkular var.  Zihinsel sağlık problemleri yaşayan insanlar hakkında oldukça hararetli tartışmalar mevcut. Örneğin depresyon, son derece olumsuz olayları hatırlatmaya oldukça elverişli bir durumdur. Bazı kişisel gelişim kitapları kendinize ait nasıl daha net bir hissiyat kazanabileceğiniz ile ilgili önerilerde bulunmaktadır. Örneğin ön yargılarımızı yansıtabilir ve diğer insanlardan geri bildirim alabiliriz. Ancak diğer insanların da bizim hakkımızda sahte anılarının olacağını unutmamak önemlidir.

İşlenebilen bu anılara sahip olmanın çok kritik iyi tarafları da var. Ayrılarak seçilen anılar aslında kendimizi iyileştiren ikilemler tarafından yönlendirilen normlardır. Bunlar da bizi geçmişimizi şuanda hissettiğimiz ve inandığımız gibi yeniden yazmaya yönlendirir. Bu şekilde de kendi öz bilincimizi pozitif ve güncellenmiş bir şekilde tutma ihtiyacımızı karşılamış oluruz.

Benim kişisel öykümde, ben daima bilimi seven, birçok farklı ülkeyi gezen ve yeni insanlarla tanışan biri olarak kendimi algılıyorum Ancak, bunları kafamda da yaratıyor olabilirim, en azından kısmen.  Şuan çalıştığım eğlenceli iş ve sık sık seyahat ediyor olmam anılarımda bozulmalara neden olmuş olabilir. Bilimi sevmediğim ve artık kalıcı olarak bir yere yerleşmek istediğim zamanlar olmuş olabilir. Fakat, bunun açıkçası peki bir önemi yok. Yoksa olmalı mı? Şuan mutluysam ve ne istediğimi biliyorsam ne fark eder.

Robotikpedia, gelecekte görüşmek üzere…

Kaynak:  “The ‘real you’ is a myth – we constantly create false memories to achieve the identity we wan” Yazar: Giuliana Mazzoni <https://theconversation.com/the-real-you-is-a-myth-we-constantly-create-false-memories-to-achieve-the-identity-we-want-103253>

Robot haberleri, robotik haberler, anılarımız ne kadar gerçek?

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.